5 Temmuz 2016 Salı

İyiler İttifak Etmezlerse Yeryüzünde Bozgunculuk Ve Zulüm Olur

İyiler İttifak Etmezlerse Yeryüzünde
Bozgunculuk Ve Zulüm Olur

Günümüzde şiddet, terör, zulüm, sahtekarlık, dolandırıcılık, yalancılık, ahlaksızlık, utanmazlık, kavga, çekişme, yoksulluk, açlık geçmişte olduğundan çok daha fazladır. Buradan da anlıyoruz ki, kötülerin kötülükleri geçmiştekilerden çok daha şiddetlidir. Vicdan ve akıl sahibi her insan gafletten sıyrılmalı ve günümüzde tüm dünyada gelişen olaylara ibretle bakmalıdır. Kötüler ve kötülükler hem sayıca fazla, hem de maddi imkan olarak güçlü görünmekte ve yeryüzünde birçok insanın acı ve huzursuzluk içinde yaşamasına neden olmaktadır. Dinsizlik veya dinin Allah'ın insanlara vahyettiği şeklinden tamamen uzaklaştırılmış olması, Kuran ahlakının yaşanmaması yeryüzünde bozgunculuğun ve her türlü kötülüğün yayılmasına neden olmuştur. Allah dinsiz insanların yeryüzüne getirdikleri zararı bir ayette şöyle bildirmiştir:
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır. O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 204-205)
Tüm iyi hasletlerini kaybetmiş, acıma duygusunu tamamen yitirmiş, milli ve manevi değerlerini hiçe sayan, hatta alay konusu edinen insanların zulümlerine ve kötülüklerine son verilmesi için en önemli konu iyi yürekli, vicdan sahibi kişilerin ittifak ederek, yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliğin ve güzelliğin yaygınlaşmasına çalışmalarıdır. Allah bir ayette eğer müminler birbirlerine yardım etmezlerse yeryüzünde fesat çıkacağını şöyle haber verir:
İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)
Bu, müminler için ağır bir sorumluluktur ve her mümin böyle ağır bir vebali yüklenmekten kaçınmalıdır. Zaman her insanın kendi başının çaresine bakmasının değil, diğer insanlar için de ciddi bir çaba göstermesinin vaktidir. Birçok insan peygamber kıssalarını, sahabelerimizin hayatlarını detaylarıyla okur, onları takdir eder, üstün ahlaklarına övgüler yağdırır, cesaretlerini, atak ve itidalli, kınayanın kınamasından korkmayan, asla yılmayan, her türlü zorluğa göğüs geren tavırlarını anlatır. İşte onlar Allah'ın sevdiği, cennetinde ağırlayacağını müjdelediği, mübarek ve fedakar insanlardır. Onlar hayatları boyunca iyilik ve dürüstlük konusunda gözü kara davranmışlardır. Ancak bugün iyi insanlara düşen, sadece onların hayatlarını anlatmak değil, onları örnek almak ve her an onlar gibi davranmaktır. Her iyi insan, Kuran'da örnek gösterilen peygamberlerin, onlarla birlikte olan salih insanların ahlakına ulaşmak için birbiriyle yarış halinde olmalıdır. Aksi takdirde vicdan sahibi herkes bu dünya hayatında tanık olduğu kötülüklerden, bozgunculuklardan, kavga ve savaşlardan sorumlu olacaktır.
İşte kötülerin bu kadar şiddetlendiği, zayıf bırakılmış kadınların, çocukların bir yardım eden beklediği bu yüzyılda Müslümanların tesanüdü ayakta tutmaları ve her türlü zorlukta, sıkıntıda, her şart ve durumda birbirlerinin yardımına koşmaları gerekmektedir. Allah Al-i İmran Suresi'nde iman edenlerin kardeşliğini ve birbirlerine karşı göstermeleri gereken tavrı şu şekilde tarif eder:
Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

Kayıtsızlık da Kötülerin İttifakından Olmak Demektir

Daha önce de belirttiğimiz gibi, kötülerin tepkisini çekmemek ve onların kötülüklerinden sakınmak için bazı kimseler, haksızlıklara karşı kayıtsız kalabilmektedirler. Halk içinde kullanılan "suya sabuna dokunmamak", "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi tabirler bu kişilerin tavrını çok açık bir şekilde tarif etmektedir. Oysa vicdan sahibi insanların tavrı kesinlikle bu şekilde olamaz. Böyle bir tavrı ancak dünyaya büyük bir hırsla bağlı olan, bu geçici ve çok kısa olan ömründe dünyevi menfaatlerin peşinden koşan insanlar gösterebilirler.
İyilik konusunda çekimser kalanlar bilmelidirler ki, onların olaylara karşı suskun ve ilgisiz tavırları kötülerin azgınlıklarını daha da artıracaktır. Örneğin bir yerde zavallı ve masum insanlar hiçbir sebep olmadan katledilirlerse ve iyilerden olduklarını iddia edenler olup bitenler karşısında hiç ses çıkarmaz, sessizce bu zulmü seyrederlerse onlar kötülere ve zalimlere aslında destek çıkmış olurlar. Sırf kötülerin zulmünden veya sözlü ve fiili saldırılarından korktukları için tepkisiz kalanlar, elbetteki ahirette zulme ve haksızlığa karşı sabır ve dirayet gösterenlerle birlikte olmayı umamazlar.
Örneğin Hz. Musa (as) zamanında kavmi, onu ve kardeşi Hz. Harun (as)'ı düşmanlarına karşı yalnız bırakmışlardır. Sırf inkarcılardan korktukları için hak yoluna tüm hayatını vakfetmiş, zulme uğrayan insanları kurtarabilmek için kendi hayatını tehlikeye atmış, Firavun'un sarayında ihtişam ve zenginlik içinde yaşayabilecekken, Allah'ın rızasına uymuş, tarihin en azgın insanlarından birinin karşısında cesaretle durmuş olan bir insanı yalnız bırakabilecek, ona destek olmayacak kadar duyarsızlaşabilmişlerdir. Üstelik Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as) onları hem Firavun'un zulmünden hem de cehennem azabından korumak için bu sıkıntı ve zorluklara göğüs germiş cesur ve iman sahibi kimselerdir. Hz. Musa (as)'ın kavminin içindeki bazı kimselerin vicdansız ve korkak tavrı ayette şöyle bildirilir:
Korkanlar arasında olup da Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki kişi: "Onların üzerine kapıdan girin. Girerseniz, şüphesiz sizler galibsiniz. Eğer mü'minlerdenseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin." dedi. Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız." (Musa:) "Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını Sen ayır." dedi. (Maide Suresi, 23-25)
Şu çok önemli bir gerçektir ki, hiç kimse yardım etmese bile Allah'ın yolunda olan samimi ve salih insanlara Allah mutlaka yardım eder ve onlara yaptıkları işlerde başarı verir. Bu,    Allah'ın müminlere vaat ettiği bir müjdesidir. Allah, Peygamberimiz (sav) ve diğer elçilerine yardım edeceğini ayetlerde şöyle müjdelemektedir:
Siz O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece      Allah O'na 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, O'nu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 40)
Andolsun, Biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de onlara apaçık belgeler getirdiler; böylece Biz de suçlu günahkarlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır. (Rum Suresi, 47)
Bu durumda, "ben vicdanlı ve iyi bir insanım" diyen her kişinin, özellikle günümüzde bu tür fırsatları kaçırmadan, iyilerin ittifakına güçlerinin yettiğinin en fazlasıyla yardım etmeleri onların ahiretteki durumları açısından son derece önemlidir. Kuran'da, iyilik sahibi insanlara zorluk anlarında arkalarını dönenlerin veya onlara yapılan haksızlıklara karşı çekimser davranan ve seyirci kalanların, bu iyi insanlar refaha kavuştuklarında, haklılıkları herkes tarafından açıkça öğrenildiğinde "Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye onların ardına düşecekleri şöyle haber verilmiştir:
Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez. (Nisa Suresi, 141)
Bu tip bir durumda tarafsızlık, makbul ve vicdanlı bir tavır olmaz. Aksine bu, yukarıdaki ayetlerde de haber verildiği gibi, münafık karakterli insanların uyguladığı bir davranıştır.
Bir zulüm karşısında iyilerden taraf olduğunu söyleyen her insanın elinden gelen her türlü desteği gücünün sonuna kadar vermesi gerekir. Bunun için yapması gereken ilk şey de, hangi tarafta olduğunu açık bir şekilde ortaya koymasıdır. Çünkü sessiz ve seyirci kalan, karşı koymak için elindeki imkanları kullanmayan bir insanın samimiyetinden, dürüstlüğünden şüphe edilir. Baştan beri üzerinde durduğumuz gibi kötülerin ittifakına destek olmak için mutlaka onların yanında olmak gerekmez. Onların yaptıklarına kayıtsız kalmak da bir nevi onlara destek olmak anlamına gelmektedir. Allah Hud Suresi'nde insanları,"Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur..." (Hud Suresi, 113) şeklinde uyarmaktadır. Kayıtsız kalarak destek olmak da zulme eğilim göstermenin başka bir şeklidir. Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde bu durumu şu şekilde tarif etmiştir:
"Küfre rıza  küfür olduğu gibi, dalalete, fıska, zulme rıza da fısktır, zulümdür, dalalettir." (Emirdağ Lahikası, sf.145)
"Zulme rıza zulümdür; taraftar olsa zalim olur. Meyletse, "Zulme en küçük bir meyil dahi göstermeyiniz" (Hud Suresi, 113) ayetine mazhar olur." (Kastamonu Lahikası, sf. 158)
Şu halde bir insan eğer gerçekten vicdan sahibi ise iyilikten ve dürüstlükten yana tavrını açık ve net bir kararlılıkla ortaya koymalıdır. Aksi takdirde, yani çekimser ve duyarsız kaldığında, kötülerin tarafına geçmiş olur. Örneğin hırsızlık yapan bir insanı gördüğü halde polise ihbar etmemek tarafsızlık değildir, alenen hırsıza yardımcı olmak demektir. Veya zulüm yapan bir insanı oturup seyretmek, müdahale etmemek, "müdahale edersem, bana da zarar verir" deyip arkasını dönüp gitmek, zulmeden insana destekçi olmak demektir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, bu insanın seyirci kaldığı hırsız bir gün kendi evini de soyabilir veya zulmeden insan bir gün ona da zulümde bulunabilir. Asıl erdemli olan davranış, bir insanın kötüleri gördüğü anda, kendisine zarar vermiyor olsa bile, o kişinin kötülüğünü engellemek için akılcı bir çaba yürütmesidir. Aksi takdirde kötülerle isteyerek veya istemeyerek de olsa işbirliği yapmış olur; ki, bu da kendi aleyhinedir. Allah hesap günü iyilerin ve kötülerin tarafında olanların durumunu şöyle haber vermektedir:
Kim bir iyilikle gelirse, artık kendisine daha hayırlısı vardır ve onlar, o günün korkusuna karşı güvenlik içindedirler. Kim bir kötülükle gelirse, artık onlar da ateşe yüzükoyun atılır (ve onlara:) "Yaptıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" (denir). (Neml Suresi, 89-90)


Kötülerin İttifakı İle Kurulan Tuzaklar Baştan Bozulmuştur

Kötülerin İttifakı İle Kurulan Tuzaklar Baştan Bozulmuştur

Kitap boyunca kötülerin tarih boyunca iyiler aleyhinde faaliyet içinde olduklarından, bu amaçla şer ittifakları kurduklarından ve bu şer ittifaklarının iyilere kurdukları tuzaklardan söz edildi. Kitabın diğer bir kısmında ise, iyi ve güzel huylu insanların, kötülükleri örgütleyenlere ve onlara uyanlara karşı birlik içinde hareket etmeleri gerektiğinden, iyilerin birlik ve beraberliklerinin oluşturacağı manevi gücün yeryüzündeki kötülükleri eriteceğinden bahsedildi.
Tüm bunlar Rabbimiz olan Allah'ın Kuran'da müjdelediği gerçeklerdir. Rabbimiz bize bir gerçeği daha müjdelemektedir: Kötülerin düzenleri, kurdukları tuzaklar ne kadar güçlü ve ürkütücü gibi görünse de, onların bütün tuzakları daha en başından bozulmuş olarak doğar. Onlar, düzenleri ile müminleri en fazla sıkıntıya soktuklarını, onları en fazla ürküttüklerini sandıkları anlarda dahi, aslında bozulmuş, ters dönüp başlarına geçmiş, onlara bela olarak geri dönmüş bir planın parçalarını seyretmektedirler. Ancak sonucu henüz görmedikleri için kendilerini zafer kazanmış insanlar olarak görürler. Tüm tuzakların akibetini, daha o tuzaklar doğmadan bilen Rabbimiz, onların tuzaklarının bozulacağını bizlere şöyle haber verir:
Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah Katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır. Allah'ı, sakın elçilerine verdiği sözden dönen sanma. Gerçekten Allah Azizdir, intikam sahibidir. (İbrahim Suresi, 46-47)
(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin kanunundan başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın kanununda kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın kanununda kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 43)
Allah bir başka ayetinde ise geçmişteki kavimlerden örnek vererek onların içinde kötülük yapanların bozguna uğratılmış bir grup olduğunu bildirmiştir. Tarihte nasıl kötülerin ittifakı bozguna uğradıysa, günümüzde de mutlaka uğrayacaktır. Zaten onlar bozguna uğramış olarak yaratılmışlardır:
Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar). Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı. Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı). (Sad Suresi, 11-13)
Allah, dünyada kötülük için uğraşanlar, insanları Kendi yolundan alıkoyanlar, onlara çirkinliği ve utanmazlığı öğretenler için ahirette acıklı, çok şiddetli, hiç dinmeyen, bir kez olsun ara verilmeyen ve sonsuza kadar sürecek olan bir azap olduğunu bildirmiştir. Ahiret azabından önce ise dünyada da şiddetli azaplarla karşılaşacaklarını şöyle haber vermiştir:
Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu. (Rum Suresi, 10)
Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler? (Nahl Suresi, 45)
Kötülerin ittifakına dahil olanlar, dünya hayatının çıkarları için onlarla birlikte olmayı, onların yanında yer almayı bir üstünlük ve yarar zannedenler, ahirette kötülerle birlikte oldukları için büyük bir pişmanlık duyacaklardır. Dünya hayatında sözlerinden çıkmadıkları, büyük bir saygı duydukları bu insanlar için Allah'tan şiddetli bir azap isteyeceklerdir. Ancak onların bu pişmanlıkları onlara hiçbir fayda getirmeyecektir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
(Müşrik olan hakim güçlere:) "İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir." (denilir). (Onlara uyanlar) Derler ki: "Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak." Derler ki: "Rabbimiz, kim bunu bizim önümüze sürdüyse, ateşteki azabını kat kat arttır." (Sad Suresi, 59-61)
Dünya hayatında iyilik iddiasıyla yola çıkıp, iyileri kötü, kendilerini de iyi göstermeye çalışan bu azgın, alaycı ve zalim insanlar cehenneme girdiklerinde, iyileri arayacaklar ancak onları bulamayacaklardır. Çünkü onlar Allah'ın kendileri için yarattığı sonsuz güzellikteki cennette ebediyete kadar ağırlanmak üzere yerlerini almışlardır:
Ve derler ki: "Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz. Biz onları bir alay konusu edinmiştik; yoksa gözler mi onlardan kaydı?" Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi, 62-64)

Sonuç: İyilerle İttifak Etmekte Erteleme Olmaz

Sonuç: İyilerle İttifak Etmekte Erteleme Olmaz

Bu kitabın yazılış amacı, iyilere, vicdan sahiplerine, dürüst, samimi, iyimser, candan, alçakgönüllü, yardımsever, vefalı, iffetine düşkün, fedakar, affedici, uzlaşmacı, ılımlı, barış taraftarı insanlara bir çağrıda bulunmaktır. Bu insanların hepsi elbette ki çevrelerinde her zaman güzel söz, saygı ve sevgi dolu tavırlar, barışçıl ve huzurlu bir ortam görmek isteyen, duyarlı ve aklı selim sahibi insanlardır.
Ancak bir de çevremizde, hem de oldukça fazla sayıda kötü, vicdansız, sahtekar, yalancı, kötümser, hilekar, samimiyetsiz, kibirli, bencil, nankör, saygısız, kindar, dedikoducu, iffetsiz, kavgacı, huysuz, geçimsiz, nefret dolu insan bulunmaktadır. Bu insanlar, sahip oldukları kötü özellikleri tüm insanlara yaymak, onları bu kötülüklerin etkisi altına almak için, şeytanın da sevkiyle işbirliği halindedirler. Günümüzde son derece güçlü ve zararlı bir hale gelen kötülerin ittifakına karşı, iyilerin de vakit kaybetmeden, zemin yoklamadan, kim ne yapıyor diye bakmadan, kimin ne dediğine aldırmadan, zorlukları göze alarak, iman şevki ile birbirleri ile ittifak etmeleri ve var güçleriyle kötülüklere karşı koymaları gerekmektedir.
Bugün insanların birbirlerinin hatalarını, eksikliklerini araştırmalarının, her insana bir kabahat bularak onu gözden çıkarmalarının vakti değildir. Aksine "Ben Müslümanım" diyen, "Ben vicdanlı, iyi bir insanım" diyen herkes ittifak etmeli, kötüleri güçlendirecek ve cesaretlendirecek her türlü davranıştan kesinlikle kaçınmalıdır.
Bu ittifakı geciktirmek veya "Önce herkes yapacağını yapsın, ben de ona göre davranırım" demek ise, kötülerin zulümleri karşısında mağdur ve mazlum konumunda olan kimseleri yalnız bırakmak olur.
Herkesin birbirine hüsn-ü zanla baktığı, hataların veya eksikliklerin dostane ve samimi bir üslupla dile getirilerek düzeltildiği, barışın, sevecenliğin, hoşgörünün, arkadaşlığın, neşenin, müjdelerin, bereketin kısacası Kuran ahlakının hakim olduğu bir ortamda yaşamak için tüm vicdanlı insanların ellerinden gelenin en fazlasını yapmaları gerekir. Bizler bu niyetle hareket edersek, sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz tüm bu güzellikleri verecektir. Öyle ise herkes iyilerle, iyilik ve hayır için tüm hayatını vakfetmiş olanlarla birlik ve beraberlik içinde olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, Allah Saff Suresi'nin 4. ayetinde Müslümanların, "... birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi..." olmalarını emretmektedir.

Yaratılış Gerçeği 1

Yaratılış Gerçeği 1

Renkli Kuş
Darwinizm bu kuşu oluşturan milyonlarca atomdan "sadece bir tanesinin" nasıl var olduğunu ve nasıl denge bulduğunu açıklamaktan bile acizdir. Allah'a iman etmeyen herkes kaçınılmaz yenilgiyle er geç karşılaşacaktır. Bu gerçeği fark edemeyen materyalistler ve Darwinistler son derece boş bir çaba içerisinde olduklarını kabul etmeli ve bu bölümde yer verilen iman hakikatleri üzerinde düşünmelidirler.
Renkli Kuş
Ağırlığı 3 gr olan ve Allah'ın olağanüstü güzel renklere ve özelliklere sahip olarak yarattığı kolibri kuşunun uçuşunun insan gözüyle algılanması mümkün değildir. Saniyede 30 ila 40 kere kanat çırpan kolibrinin kalbi bu sırada dakikada 1440 defa atabilir.
Balon balığı
İlk bakıldığında hiçbir savunma aracı yok gibi görünen balon balıkları geçici süreler için kendilerini şişirme yeteneğine sahiptirler. Balık, hava veya su yutarak bedenini iki katına kadar çıkartarak düşmanının kendisini yutmasını engeller. Bu korunma yöntemini balığa ilham eden Allah'tır.
Ceylan
Ceylan oldukça ürkek bir canlıdır ancak yavrusu takip edilen bir ceylan tamamen farklı davranır ve toynakları ile çakalları tekmeleyebilir. Veya saldırganları yavrularından uzaklaştırmak için kasten hayvanların yakınında koşarak dikkati kendine çekebilir. Darwinistler bu fedakar davranışların kendiliğinden ortaya çıkamayacağını, bunları ceylana Allah'ın ilham ettiğini düşünmezler.
Sevimli hayvanlar
İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta Kendisi'dir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah, Yücedir, büyüktür.
(Hac Suresi, 62)
Kutup ayıları
Kör tesadüflerin kutuplarda yaşayan bir canlının koruyucu kürkünü, kalın yağ tabakasını var etmesi mümkün değildir. Buz ve kar tabakaları altında yaşayan kutup ayıları, dondurucu soğuklarda yaşamlarını sürdürebilecekleri herşeye sahip olarak bir anda yaratılmışlardır. Bu iri cüsseli hayvanların yavrularına gösterdikleri şefkat ve merhamet Allah'ın sonsuz şefkat ve merhameti iledir.
Fosforlu sarı balık
Işığın kolay geçtiği temiz sularda yaşayan balıklar iyi görürler. Derinde yaşayanlarda gözler oldukça büyük, bulanık sularda yaşayan balıklarda ise gözler küçüktür. Tek bir canlı türünün gözlerinde var olan bu çeşitlilik evrimcilerin tesadüf iddialarıyla açıklayamadıkları konulardan yalnızca biridir.
Panda
Dünyanın neresine giderseniz gidin her canlının tam ihtiyaç duyduğu ve hepsi birbirinden farklı özelliklere sahip olarak yaratıldığını görürsünüz. Örneğin panda yavruları ilk doğduklarında son derece küçük ve savunmasızdır. Anne panda yavrusuna karşı çok şefkatlidir ve 1,5 seneden daha uzun bir süre yavrusuna bakacaktır. Bütün bunları ilham eden Allah'tır. Allah'tan başka hiçbir güç yoktur.
Sürüngen
Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir. (Müminun Suresi, 116)

Yaratılış Gerçeği 2 Fosiller Evrimi Reddediyor

Yaratılış Gerçeği 2
Fosiller Evrimi Reddediyor

Kum balığı
 
Üstte 50 milyon yıllık kum balığı fosili.
Yanda günümüzde yaşayan bir kum balığı.
Resimde görülen kum balığı fosili 50 milyon yaşındadır ve 50 milyon yıldır hiçbir değişime uğramamıştır. Günümüz denizlerinde yaşayan kum balıklarıyla aynı olan bu fosil, evrim teorisinin geçersizliğinin bir delilidir. Altta görülen canlı kum balığı ile 50 milyon yıllık fosili arasındaki benzerlik açıkça görülmektedir.
Tavşan fosili
 
Altta 33 milyon yıllık tavşan fosili görülmektedir.
Yanda ise günümüzde yaşayan bir tavşan vardır.
Milyonlarca fosil içinde bir tane bile yarı timsah yarı tavşan, ya da yarı yılan yarı tavşan özellikleri taşıyan canlı örneği görülmemiştir. Ancak, tavşanların hep tavşan olarak var olduklarını gösteren binlerce fosil vardır. Fosillerin gösterdiği gerçek açıktır: Canlılar evrim geçirmemişlerdir, onları Allah yaratmıştır.
Ringa balığı fosili
 
54- 37 milyon yıllık ringa balığı fosili
 
Günümüzdeki canlı ringa balığı örneği
Fosiller evrimcilerin canlıların birbirlerinden türedikleri, aşama aşama geliştikleri iddialarını yerle bir etmektedir. En altta günümüzde yaşayan bir ringa balığı görülmektedir, üstündeki resimde ise yan yana fosilleşmiş iki ayrı ringa türü görülmektedir. Tüm detaylarıyla fosilleşmiş olan bu balıklar, canlıların yaratıldığının delili niteliğindedir.
Söğüt yaprağı fosili
 
Yaklaşık 54 - 37 milyon yıllık söğüt yaprağı fosili. Yanda söğüt yaprağının günümüzdeki canlı örnekleri
Yeryüzünün dört bir yanından derlenen yüz binlerce bitki fosili, evrim teorisini kesin olarak yalanlamaktadır. Resimdeki söğüt yaprağı fosili de, 50 milyon yıldır söğütlerin değişmeden varlıklarını devam ettirdiklerinin delilidir. Söz konusu fosil, bitkilerin evrim geçirmediğini, yaratıldığını söylemektedir.
Deniz iğnesi fosili
 
Üstte 23-5 milyon yıllık deniz iğnesi fosili. Yanda deniz iğnesinin günümüzdeki canlı örneği.
Deniz iğnesi, deniz atlarıyla aynı familyaya dahil olan küçük bir balık türüdür. 23 – 5 milyon yaşındaki deniz iğneleriyle, günümüzde yaşayan deniz iğneleri birbirinden farksızdır. Bu durum, canlıların kademeli olarak evrimleştiklerini ileri süren Darwinistleri yalanlamaktadır.
Deniz iğnesi fosili
 
Yılan Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 50 milyon yıl
Bölge: Messel Oluşumu, Almanya
Her bir sürüngen türünün kendine has özelliklerle bir anda var olduklarının ve var oldukları müddetçe hiçbir değişikliğe uğramadıklarının sayısız fosil delili bulunmaktadır. Bu delillerden biri de resimde görülen 50 milyon yıllık yılan fosilidir.
Uçan balık fosili
 
Üstte 100-95 milyon yıllık uçan balık fosili. Yanda ise uçan balıkların günümüzde yaşayan bir örneği görülüyor.
100 milyon yıldır en küçük bir değişikliğe dahi uğramayan uçan balıklar, evrimcilerin canlıların kökeni ve tarihi hakkındaki tüm iddialarını yerle bir etmektedirler. Bilimsel bulgular canlıların kademeli olarak evrimleşmediklerini, Yüce Allah tarafından yaratıldıklarını ortaya koymaktadır. 
Mersin balığı fosili
 
Yandaki resimde, 144-65 milyon yıllık mersin balığı fosili. Üstteki resimde ise günümüz denizlerinde yaşayan bir mersin balığı görülüyor.
Günümüzde sadece iki familyası soyunu devam ettiren mersin balıkları hep mersin balığı olarak var olmuşlardır. En aşağıdaki resimde görülen ve Çin'de bulunmuş olan 144-65 milyon yaşındaki mersin balığı fosili de bu gerçeği doğrulamaktadır.
Deniz iğnesi fosili
 
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 50 milyon yıl
Bölge: Messel Oluşumu, Almanya
Pelobatidae (Çamuradalan) familyasına dahil olan bu kurbağa cinsinin bir kısmı arka ayaklarıyla toprağı kazarak toprak içerisinde, bir kısmı da sulu ortamlarda yaşar. Bu hayvanlar aniden ortaya çıkmışlar, yani yaratılmışlar ve ilk ortaya çıktıkları andan bu yana hiçbir "evrime" maruz kalmamışlardır.
Kaplumbağa fosili
 
Günümüz kaplumbağaları ve milyonlarca yıl önceki kaplumbağalar arasında hiçbir fark yoktur.
 
Altta 37-23 milyon yıllık kaplumbağa fosili.
En eski kaplumbağa fosilleri yaklaşık 200 milyon yıl öncesine aittir ve o dönemden bu yana bu canlılarda hiçbir değişim olmamıştır. Resimde görülen 37 - 23 milyon yıllık kaplumbağa fosili de, mükemmel detayları ile günümüz kaplumbağalarından farklı olmadığını göstermektedir.
Deniz iğnesi fosili
 
Yanda günümüz kara ayısı görülüyor.
 
Ayı Kafatası
Yaş: 50 bin yıllık
Dönem:Pleistosen
Bölge: Michigan, ABD
Evrimciler, köpeklerle ayılar arasındaki bazı anatomik benzerlikleri öne sürerek, her iki canlının ortak bir atadan evrimleştiklerini iddia ederler. Fosil kayıtları ise bu iddianın hiçbir doğruluk payı olmadığını göstermektedir. Resimde görülen kara ayısı kafatası fosili de, ayıların herhangi bir evrim geçirmediklerinin delillerindendir.
Timsah fosili
 
Timsah Kafatası
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 54 - 37 milyon yıl
Bölge: Kuzey Afrika
200 milyon yıl önce yaşamış olan timsahların da, resimde fosil örneği görülen yaklaşık 50 milyon yıl önce yaşamış olanların da, günümüzdekilerin de birbirlerinden hiçbir farkı yoktur. Timsahların yüz milyonlarca yıl boyunca değişmediğini kanıtlayan fosil bulguları aynı zamanda evrimi çürütmekte ve tüm canlıları Allah'ın yarattığı gerçeğini göstermektedir.